her halde


her halde
1. mutlaka, her durumda.
♦ her vakit her zaman, daima.

Osmanli Türkçesİ sözlüğü . 2015.

Look at other dictionaries:

  • her hâlde — zf. Kesinlikle Her hâlde gelmelisiniz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • her — sf., Far. her Teklik adlara tamlayan görevinde getirilerek birer birer olarak, ... in hepsi anlamını veren söz Bir hafta, her gece çalışmak suretiyle hikâyesini bitirdi. H. E. Adıvar Birleşik Sözler her bir her biri hercai her daim her dem …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Halde, die — Die Halde, plur. die n. 1) * Die jähe, abhängige Seite eines Berges, oder einer Anhöhe; eine nur noch im Oberdeutschen übliche Bedeutung, in welcher es auch als ein Beywort üblich ist. An halden und jähen Örtern, Matthes. Bey andern lautet dieses …   Grammatisch-kritisches Wörterbuch der Hochdeutschen Mundart

  • her dem taze — sf. 1) Yaşlı olduğu hâlde genç görünen 2) bit. b. Yıl boyunca yeşil yapraklı olan (bitki) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Fibonacci-Halde — In der Informatik ist ein Fibonacci Heap (engl. Heap: Halde) eine Datenstruktur, ähnlich zu einem Binomial Heap, die sich als Vorrangwarteschlange einsetzen lässt. Das heißt, dass Elemente mit festgelegter Priorität in beliebiger Reihenfolge… …   Deutsch Wikipedia

  • malını yemesini bilmeyen zengin her gün züğürttür — züğürt, yokluk içinde bulunduğundan yiyemez, varlık içinde olduğu hâlde yiyemeyen de bunun gibidir anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • varvak — her halde …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • hâl — is., li, Ar. ḥāl 1) Bir şeyin içinde bulunduğu şartların veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum, vaziyet Herkes hâline göre bir hediye verdi. H. R. Gürpınar 2) Davranış, tutum, tavır Bambaşka bir hâliniz vardır sizin. Merhametli bir insan… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kesinlikle — zf. Kesin bir biçimde, kesin, kesin olarak, yüzde yüz, her hâlde, her hâlükârda, mutlak, mutlaka, katiyen …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • VÂCİB — (Vücub. dan) (C.: Vâcibât) Lüzumlu, mecburi olan. * Fık: Yerine getirilmesi her müslüman için gerekli ve borç olup, yapılmadığı takdirde büyük günah olan Allah ın emirleri. Yapılması zannî delil ile belli olan. Terki câiz olmayan. Yapılması şer… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük